Chat with us, powered by LiveChat

Tag: yatirim yoluyla amerika

Ticari amaçlı bir vize, yani B1 ya da B2 vizesi, yabancı ülke vatandaşlarının tıbbi ya da turistik amaçlı olarak (B2 turist vizesi) ya da ticari amaçlı olarak (B1 ticari amaçlı ziyaret vizesi) ABD’ye girişine imkan tanıyan bir göçmen olmayan vizedir. Bu yabancı ülke vatandaşları geçici işçi, gazeteci, öğrenci, mürettebat eri ya da diğer kişiler olabilir ve bu kişilerin doğru vize kategorisinde doğru vizeye başvurmaları ve başvurularının onaylanması gerekir. Bu süreçte o kadar fazla düzenleme ve esas vardır ki detaylarda size yardımcı olması için tanınmış bir ticari vize avukatıyla çalışmak en iyi çözüm olacaktır. Örneğin, bazı durumlarda kişi Vize Muafiyeti Programına hak kazanabilir ve bir ticari vize avukatı bu ve daha fazla detayı bilecektir.

Kim Hak Kazanabilir

Kişinin yardım almadan başvuru yapmaya çalışması halinde karşılaşacağı zorluklardan biri de hak kazanacağından emin olacağı doğru kategorideki doğru vize türünü seçebilmesi ve gerekli tüm belgelere sahip olmasıdır. Ticari amaçlı vize için gerekli nitelik kriterleri arasında şunlar yer almaktadır:

  • ABD’ye yapacağınız gezinin amacının meşru ticari bir doğaya sahip olduğunun gösterilmesi
  • ABD’de kalmayı planladığınız geçici süre zarfını tam olarak açıklamak
  • ABD’de dolaşım ve konaklama masrafları için yeterli meblağa sahip olduğunuzu göstermek
  • ABD dışında ve terk etmek istemediğiniz bir eviniz olduğunun kanıtını göstermek
  • ABD’yi ziyaretiniz sonunda geri dönüşünüzü garanti eden diğer bağlayıcı unsurların mevcudiyetini göstermek

Kendi başınıza idare etmek için karmaşık olan bu sürecin en büyük parçası budur. Daha fazla belge göstermeniz gerekebilir ve süreçle ilgili gerekli olan her şeyi ve ilgili kılavuzları önceden araştırarak hızlı bir başlangıç yapmış olsanız dahi bu süreci tamamlamak için ihtiyaç duyulan bir şeyleri unutmuş olma ihtimaliniz çok yüksektir. İşte bu nedenle, bu durumdaki herkesin mesleğinin zirvesindeki ve deneyimli bir ticari amaçlı vize avukatı ile çalışması tavsiye edilir.

Ticari Amaçlı Vize Avukatının Rolü

Söz konusu ticari amaçlı vize ihtiyaçlarınız doğrultusunda itibarlı bir ticari vize avukatı tutmak olduğunda bu kişi size bu sürecin her ayrıntısında yardımcı olacaktır. Bunu kendi başınıza yapmanız gerekmiyor. Ticari vize avukatınız bu sektörde en yüksek eğitimi almak için yıllarını harcamıştır ve kanunun tüm detaylarını bilmektedir. Bu nedenle de ticari vize avukatınız başvurunuzu mümkün olduğunca sorunsuz ve kolayca idare edebilir.

 

Aslında bu uzman, ABD’de sürekli olarak yaşamak isteyen müvekkillerine yardımcı olacak uzmanlığa da sahiptir. Ticari amaçlı vizenin dışında birçok vize için hangi formların kullanılacağını bilir. Ve birçok durumda ticari amaçlı vize geçici olsa da ticari vize avukatınız bu durumu nasıl çözümleyeceğini bilir, bu nedenle de çok sayıda müvekkili daha uzun sürelerle ve hatta daimi olarak ABD’de kalmaktadır.

Bir ticari vize avukatının potansiyel müvekkilleri çoğu zaman ticari amaçlı vize sürecinin tamamından geçmek zorunda kalmaz. Daha önce de belirtildiği üzere, anlaşmalı ülke vatandaşlarının ABD’ye vizesiz giriş yapmalarına imkan tanıyabilecek vize muafiyeti programları söz konusudur ama bu vize ile 90 günden daha uzun süre kalmak mümkün değildir. Günümüzde Uruguay, Birleşik Krallık, İsviçre, San Marino, İsveç, İspanya, Slovenya, Singapur, Lihtenştayn, Portekiz, Lüksemburg, Norveç, Monako, Yeni Zelanda, Hollanda, Japonya, İtalya, İrlanda, Almanya, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Brunei , Belçika, Andorra, Avusturya ve Avustralya da dahil olmak üzere 28 ülke bu vize muafiyeti programından faydalanmaktadır. Ticari vize avukatınız bu programdan nasıl faydalanacağınız ve programın nasıl işlediğiyle ilgili ayrıntılara sahiptir.

Sonuç

Söz konusu doğru ticari vize avukatını tutmak olduğu zaman bu kişi Andrew P. Johnson’dır. Bu ticari vize avukatı, kendi göçmenlik hukuk bürosunu kurduğu 1999 senesinden bu yana göçmenlik kanunu ile çalışıyor. Bir göçmenlik ve ticari amaçlı vize avukatı olmadan önce bir savcı olarak görev yapmıştır. Ayrıca, Amerika Göçmenlik Avukatları Birliği ve Amerika Barosu yoluyla uluslararası ve göçmenlik konularına ilişkin pek çok makale yayınlamıştır. Bunlara ek olarak, bu ticari vize avukatı başlıca medya kuruluşlarının kendisiyle röportajlar yapacağı kadar saygın bir isimdir ve diplomatik etkinliklerde göçmenlik hakkında konuşmalar yapmak için davetler almaktadır.

Andrew P. Johnson Hukuk Büroları diplomatları, kuruluşları, girişimcileri, sivil toplum kuruluşlarını, aileleri ve bireyleri temsil etmektedir. New York City’de istihdam ettiği diğer göçmenlik ve ticari vize avukatlarıyla birlikte şüphesiz güvenebileceğiniz ticari bize avukatıdır. Bu göçmenlik ve ticari amaçlı vize avukatları ABD’de binlerce dava açmış ve müvekkillerini temsil etmiştir ve bunu sizin için de yapabilirler.

Bu güvenilir geçmişe sahip ticari vize avukatı dururken neden başka birini arayasanız ki? Eğer ticari vizeleri için bir göçmenlik avukatı arıyorsanız lütfen ücretsiz bir danışmanlık görüşme randevusu almak için Andrew P. Johnson Hukuk Bürosunu arayın (212-693-3355) ya da info@lawapj.com adresinden e-postayla iletişime geçin.

E-2 yatırımcısı, yatırımda kullandığı tüm sermaye ve paranın kontrolünü kendi elinde bulunduruyor olmalıdır. Ayrıca yatırımcının bu fonları kişisel birikim, yatırım kazançları, hediye, miras vb. yasal kaynaklardan edinmiş olması gerekmektedir. Kişi, bahsi geçen fon kaynaklarını ABD dışında edinmiş olmak zorunda değildir. ABD’de kazanılmış para da E2 yatırımı için kullanılabilir. Ancak bir işletmeyi miras olarak devralmak E2 vizesi almaya hak kazandırmaz.

Belli tür krediler E2 yatırım fonu olarak sayılabilir. Genellikle bir evin ikinci dereceden ipoteklenmesi gibi yatırımcının mal varlıkları ile teminatlandırdığı krediler veya bireysel kredi gibi teminatsız krediler de yatırıma dahil edilebilir.

Ancak, ipotekli borç veya E2 işletmesinin varlıkları ile teminatlandırılmış ticari krediler yatırım olarak sayılamaz. Örneğin, başvuru sahibinin yatırım yaptığı işletme teminat olarak kullanılıyorsa bu kredi veya ipotekten elde edilen fonlar bazı şahsi fonlar dahil ediliyor olsa bile E2 yatırımı olarak kabul edilmez.

Özetle, vize için uygun yatırım fonları yalnızca kişisel fonlar, diğer ipoteksiz mal varlıkları ve yatırımcının şahsi gayrimenkulünün teminat olarak gösterildiği bir ipotek gibi yatırımcının şahsi mal varlıklarını içeren paradan oluşabilir. İş yeri harcamaları için açılmış bir işletme hesabında bulunan makul bir miktar nakit para da yatırım fonu sayılabilir. Dolayısıyla yatırımcı, yatırım fonu olarak sayılması için tüm fon kaynaklarını harcamak durumunda değildir.

Yatırılacak fonlar ve mal varlıkları tam anlamıyla yatırıma adanmalıdır ve bu taahhüt gerçek ve değiştirilemez olmalıdır. Örneğin, E2 statüsü almaya hak kazanan bir işletmenin satın alınması vizenin verilmesi koşuluna bağlı olabilir. Bu koşula rağmen bahsi geçen satın alma sürecinde kullanılan mal varlıkları koşulu sağlamak kaydıyla emaneten üçüncü bir şahsa verilmişse sağlam bir taahhüt oluşturur.

Ayrıca işletme, kontrat imzalama, uygun yer ve mülk arayışı sürecini bitirip halihazırda operasyonlarına başlamış veya başlamak üzere olmalıdır. Sadece yatırım yapmaya niyetlenmek veya banka hesabında taahhüt olarak gösterilmemiş varlıkların bulunması, hatta ileriye dönük taahhüt gerektirmeyen yatırım düzenlemeleri bile tek başına E2 vize şartlarını sağlamaya yeterli değildir.

Başvuran kişinin E2 yatırımcı vizesi almaya hak kazanmak için yüklü bir miktarda yatırım yapması gereklidir. Ancak yasalara göre vize için gerekli minimum bir değer belirlenmemiştir. Genellikle başvuru sahibinin sağlam bir E2 başvurusuna sahip olmak için işletmeye en az 100,000$ değerinde yatırım yapması beklenmektedir. Başvuru sahibinin yatırım yapmayı tercih ettiği işletmenin türüne göre yapması gereken yatırım miktarı değişiklik gösterebilir. 100,000$’dan düşük miktardaki yatırımlar bazı düşük maliyetli girişimcilik şirketleri için yeterli olabilmektedir.

Yüklü miktar yatırım, oransallık yasasına göre yatırımcının şirketin başarılı bir şekilde işletilmesi için göstereceği finansal bağlılığa yetecek miktar olarak tanımlanmaktadır. Bu oransallık yasası, şirkete yapılan tüm yatırım miktarıyla benzer bir şirket kurmanın maliyetlerini veya var olan bir şirketin satın alınması için gerekli miktarı karşılaştırır.

Bu karşılaştırma, başvuru sahibinin işletmeye yaptığı yatırım yüzdesini oluşturur. Bu yüzde, ters kaydırıcı mekanizma skalası biçiminde düşük maliyetli bir şirket için daha yüksek bir yatırım yüzdesinden başlamalıdır. İşletmenin maliyetleri arttıkça yatırım yüzdesi de yavaş yavaş düşer. Bir işletmeye yatırılan sermaye miktarı, aşağıda ABD doları cinsinden verilen örnekteki yüzdeleri karşıladığında veya bu değerleri geçtiğinde yüklü bir miktar olarak kabul edilmektedir.

  • 500,000$ veya daha az maliyeti olan bir işletmeye yüzde 75 yatırım. İşletme maliyetinin 500,000$’dan çok daha düşük olduğu durumlarda ise yüzde 85-100 değerinde bir yatırım gerekli olabilir.

Şirkete yapılan yatırım, yatırım yüzdesini işletme maliyetine göre değerlendirerek işletmenin maliyeti (değeri) ile karşılaştırılmalıdır. İki rakamın aynı olması, yatırımcının işletme için gerekli fonların yüzde 100’ünü yatırmış olduğu anlamına gelir. Bu tip bir yatırım yüklü miktar olarak kabul edilir.

Birçok durumda yüzdeler daha düşüktür. Oransallık yasası, en iyi şekilde ters kaydırıcı skalada anlaşılabilir. İşletme maliyeti düştükçe yapılması gereken yatırım yüzdesi artarken, çok pahalı bir işletme ise vizeye hak kazanmak için daha düşük bir yatırım yüzdesi gerektirir.

Bir yatırımın yüklü bir miktar olarak görülmesi için keskin çizgilerle ayrılmış belli yüzdeler yoktur. Ama yukarıda belirtildiği gibi, bir işletmenin maliyeti düştükçe daha yüksek bir yüzdede yatırım yapılması beklenmektedir. Dolayısıyla yüzde 100’lük bir yatırım genellikle otomatikman 100,000$ veya daha az maliyetli küçük bir işletme için yeterlidir, ancak bu şirket maliyeti 75,000$’dan düşük olmamalıdır. Ama iki eşit ortaklı ya da ortak girişimli ve bu büyüklükteki bir şirket E2 yatırımcı vize statüsü almak için hak kazanabilir.

Önsöz

Başvurulan vize kategorisi her ne olursa olsun vize başvurusu yapan yabancıların çoğunluğunun ikamet ettikleri ülkedeki ABD Konsolosluğu’nda veya Büyükelçiliği’nde birebir mülakat gerçekleştirmeleri gerekir. Bu aşama özellikle E2 vizesine başvuranlar için gereklidir. Bunun nedeni ABD Konsolosluklarının diğer vize türlerinin aksine E2 vize başvurularının her birini daha önceden ABD Vatandaşlık ve Göçmen Ofisi’nden veya kendi konsolosluklarından onay almış olsa dahi karara bağlamak durumunda olmasıdır. Ayrıca ABD Konsolosluk yetkililerinin E2 vize başvurularını onaylamak veya reddetmek konusunda olağanüstü derecede takdir yetkilerinin olduğunu unutmamak gerekir ve genellikle sınırlı sayıda müracaat veya yeniden değerlendirme imkanı sunarlar. Dolayısıyla E2 vize mülakatı tüm başvuru sürecinde oldukça önemli bir yer tutar. Reinhardt LLP bu tür mülakatlara hazırlanan yüzlerce müşterisine danışmanlık hizmeti sunmuştur. Bu konudaki tecrübemizi ve tüyolarımızı aşağıda bulabilirsiniz:

 

 

  1. Hazırlıklı Olun:

İşin püf noktası iyi bir hazırlıktan geçer, özellikle de bu gibi durumlarda son derece önemlidir. E-Vize mülakatlarına hazırlanma süreci, başvurunuzun fotokopisi ve aile üyeleriniz orada değilse bile pasaportları gibi gerekli belgeleri sunmakla başlar. ABD Konsolosluğu’nun mülakat öncesinde ek belge veya kanıt talep etmesi de alışılmamış bir durum değildir. Bu gibi durumlarda istenilen bilgiler çıktı alınmalı ve mülakat sırasında yetkili kişiye teslim edilmelidir. Bizler her zaman müşterilerimize özel sorularla karşılaştıklarında cevap niteliğindeki bilgileri ve referansları kolayca bulabilmeleri için ellerindeki başvuru fotokopisine küçük notlar almalarını tavsiye ediyoruz. Örneğin, birçok ABD Konsolosluğu başvurudaki sayfa sayısına bir sınır getirse de fon kaynakları ile ilgili daha fazla soru sorma ihtiyacı hissedebilir. Dolayısıyla para transferini gösteren ek banka hesap özetlerinizi de yanınızda bulundurun.

  1. Dersinizi Çalışın:

E2 Vize mülakatına hazırlanırken yatırımcı iş alanının fon kaynakları, iş türü ve sektörü, büyüme planı ve gelecekteki projeleri dahil olmak üzere her türlü detay hakkında tartışmaya hazır olmalıdır. Bu nokta son derece önemlidir, çünkü konsolosluk çalışanları işiniz, sayılar ve yatırımınız hakkında işletmenizin büyüyüp ABD ekonomisine yön verip vermeyeceğini saptayabilmek adına size oldukça çok soru soracaktır. Bu nedenle yatırımcıların kendi işlerine dair her şeyi anlatabilir durumda olmaları gerekmektedir. Ne kadar para yatırdınız?, Bu parayı nasıl harcadınız? Ne kadar gelir bekliyorsunuz? gibi sorulara hazırlıklı olun.

  1. Sabırlı Olun:

Konsolosluk yetkilileri bu başvurular üzerinde çok geniş bir yetkiye sahip olduklarının farkındadır ve işletmeniz hakkında özel veya çok zor sorular sorduklarında genellikle “soğuk“ veya “kaba“ görünebilirler. Bu gibi durumlarda yetkili kişinin temel görevinin başvuruya dair her şeyin doğru olduğundan emin olmak adına size birçok soru sormak olduğunu unutmayın. Müşterilere sorular rahatsız edici veya cevabı belirgin bile görünse de sakin ve profesyonel bir tavır takınmaları ve gerekli olandan fazla bilgi vermeyerek soruyu tam anlamıyla cevaplamaları tavsiye edilmektedir. “Yatırımınız yeterli değil“ veya “İşiniz iyi görünmüyor“ gibi ithamları çürütmeye hazırlıklı olun.

  1. Kendinize Güvenin:

Yukarıda da açıklandığı üzere Konsolosluk yetkilileri yatırımınızın büyüyeceğine, ABD ekonomisine katkı sağlayacağına ve yatırımcının bu işletmeyi yönetebilir durumda olduğuna dair kanıt aramaktadır. Aynı zamanda yatırımcının güvenini sarsmak adına sorular sorabilir veya yorumlar yapabilirler. Bu noktada yatırımcının kendi yatırımına, işletmesine ve başvurusuna güvenmesi ve Konsolosluk yetkilisini işletmesi hakkında tam anlamıyla “ikna etmesi“ gereklidir. Müşterilerimize her zaman şunu söylüyoruz: Yetkili kişiyi işinize yatırım yapacak biri gibi görün ve yetkiliyi işletmenizin buna değer olduğuna ikna etmek durumunda olduğunuzu farz edin. Yatırımcı işletmesine güvendiği takdirde ortada endişe edecek hiçbir şey kalmaz!

  1. Kibar Olun:

Her şeyden önemlisi sıcakkanlı davranmaktır! Sıcakkanlı, kibar ve yardımsever olun. Sonuçta herkes saygıyı hak eder, özellikle de başvurunuzu değerlendirecek olan Konsolosluk yetkilileri. Yetkili kişi kendini rahat hissettiği takdirde yatırımcı da kendini rahat hissedecek ve böylelikle mülakat daha çok sohbet havasında geçecektir.

 

Yeni bir iş kurmak isteyen girişimcilerin ve iş sahiplerinin iki seçeneği vardır. Öncelikle E-2 vizesi bir işi geliştirmek ve doğrudan operasyonlarını yönetmek adına ABD’de yaşamak isteyen girişimciler, yatırımcılar ve işyeri sahipleri için uygun göçmen olmayan (yeşil kart değil) bir vizedir. Yönetilecek iş yeri büyük veya küçük bir yer olabilir ve başvuru sahiplerinin bu vizeyi almaya hak kazanmaları için belirli koşulları sağlamaları gerekir. İkinci olarak yüksek miktarda sermayesi olanlar için EB-5 vizesi bir göçmen (yeşil kart) vizesidir ve bu vize genellikle milyon dolarlık Yeşil Kart olarak nitelendirilir. Her ne kadar E-2 vizesi EB-5 vizesinde olduğu gibi bir ABD devlet bölgesel merkezine 500,000$ yatırım yapılmasını şart koşmasa da E-2 yatırımcılarının da en az 100,000$ değerinde “yüklü” bir miktar yatırım yapması gerekmektedir.

Her iki vize türünde de yatırımcı, parasının “meşru bir kaynaktan” geldiğine ve paranın “yasal yollarla edinildiğine” dair devleti ikna etmek durumundadır. Bu şartı karşılamanın püf noktası belgelerden geçer. Bu belgeler şu soruları cevaplamalıdır: Para nereden geliyor? Para nereden kazanıldı? Kazanca kimler katkı sağladı? Dolar dolar hesap tutmak gerekli değildir, ancak bu şartı sağlamak için genellikle aşağıdaki belgeleri sunmanız gereklidir:

  1. Son 5 yıla ait yatırım miktarınızı destekleyecek kadar geliriniz olduğunu gösteren bireysel ve işe ait vergi beyannameleri
  2. Hesap Özetleri
  3. Halihazırda iş kurulmuşsa mali bilançolar
  4. İş yerinin meşruluğunu gösteren kayıt belgeleri
  5. Para kaynağını gösteren belgeler (ör: bir mülk sattıysanız (ev, hisse vb.) satış ile ilgili tüm detayları paylaşmanız gerekir)
  6. Size karşı açılmış olan devlet ile ilgili veya diğer tüm dava veya hükümlerin kopyaları

Bir E-2 veya EB-5 vizesi için fon kaynakları şartına dair (ABD Vatandaşlık ve Göçmen Ofisi) belgeleri hazırlarken şunları göz önünde bulundurmanız gerekir:

  • Sadece yatırımcının yatırım yapacağı miktarı nereden ve nasıl edindiğini kanıtlamak gereklidir, dolayısıyla yatırımcının her kazandığı doları kanıtlamasına gerek yoktur. 100,000$ gibi az bir miktar yatırım yapılması gereken E-2 vizesinde ise bölgesel merkeze 500,000$ yatırım şartı koyan EB-5 vizesine kıyasla bunu daha kolay kanıtlayabilirsiniz.
  • ABD Vatandaşlık ve Göçmen Ofisinin fon kaynaklarını inceleme süreci genellikle ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Burada önemli olan fonların orijinal kaynağına kadar takip edilebiliyor olmasıdır. Fonların hediye olarak edinilmesi durumunda hediyeyi veren kişinin yasal kaynağı belgelenmelidir. Fon kaynakları borç olarak alınmışsa borç veren kişinin yasal kaynağı belgelenmelidir. Parayı başka birinden edinmeniz durumunda bu kişinin vergi beyannamelerini ve/veya bu şartı sağlamak adına gerekli diğer bilgileri paylaşmaya hazır olduğundan emin olun.
  • Çoğu EB-5 başvurusunda (bazen E-2 başvurularında da) fonların yasal kaynaklarını belgelemek sürecin en çok zaman alan kısmı olabilir. Ayrıca EB-5 yatırımlarında fon kaynağı belgeleme şartı yatırımın hem doğrudan hem bölgesel merkez yatırımı olduğu durumlar için aynıdır.

 

Siz de E-2 veya EB-5 vizesi almayı düşünüyorsanız Andrew P. Johnson Hukuk Büromuza ücretsiz danışma hizmetimizden faydalanmak için Skype veya telefon üzerinden ulaşabilirsiniz. Sorularınız için 212-693-3355 numarasından veya info@lawapj.com mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

New York Office

65 Broadway Suite 1603
New York, New York 10006

Andrew P. Johnson - Immigration Lawyer